Ömer V.
Ömer V.
@gercekgelisim
  About
  • Followers 2
  • Following 1
  • Updates 51
  Joined November 29, 2018
 Blogger/Yazar
  Bio

Ömer VURAL

Halbuki Hayat (Kişisel Değil, Gerçek Gelişim-Kişisel Gelişim Kavramının Kusurları,Yan Etkileri ve Gerçek Gelişim) kitabı yazarı Gerçek Gelişim'in kurucusu

 

Blog

Keep Moving Forward, Never Give Up, Carpe Diem


By gercekgelisim, 2020-10-08
Keep Moving Forward, Never Give Up,  Carpe Diem

"İleriye doğru gitmeye devam et" ve "asla vagzeçme" ve "anı yaşa" çünkü bu ülkede aksini yaparsan hayatın kayar.

Evet, bu üç sözde bizim yerel ve geleneksel motivasyonumuz dışında yabancı bir anlayış, ama modern zamanlarda bu fark etmiyor. Almamız gereken gücü ve enerjiyi bize veriyor.  Hepsi birbiri ile ilintili ve birbirini destekliyor. Asıl mesele bizim böyle yaşayıp yaşamadığımızda. Maalesef kolayca demoralize olabiliyoruz.

"Coğrafya Değil Anne ve Baba Kaderdir"


By gercekgelisim, 2020-10-06
"Coğrafya Değil Anne ve Baba Kaderdir"

Geçenlerde gördüm bu cümleyi. Açıkcası çok mutlu oldum hele özellikle şu günlerde herkesin ağzına sakız olan "coğrafya kaderdir" sözünün zihnimize kazınmaya çalışıldığı şu dönemde. Özelikle bu aralar yeni nesil dünyayı takip ettiği için Türkiye'de olmaktan çok mutsuz. Bulunduğumuz coğrafyadaki savaşlardan ve ekonomik ve kişisel özgürlük ve refahtan memnun olmadıkları için bu deyime çok inanmaya başladılar.

Evet, coğrafya tek başına kader değildir, anne ve babanız yani aileniz kaderinizdir daha çok, eğer siz bunu görüp hayatınızla ilgili bazı gerçekleri zamanı geldiğinde özellikle 18 yaşından sonra değiştirmeye çalışmazsanız,maalesef hep bahaneci bir kaderci ve mutsuz insan olacaksınızdır.

Türkiye ve dünyada insanlar ağaçta veya toprakta yetişmiyor, herkes bir anne ve babadan oluyorlar çoğunlukla eşcinsel veya taşıyıcı annelik dışında.

Bizi biz yapan şeyleri, genlerden veya ailemizle yaşadığımız yıllardımızda onlardan alıyoruz. Yani kaderimiz diye baktığımız herşey, ailemizde anne baba veya kardeşlerimizle yaşadığımız süreçte bizi şekillendiren şeyler. Coğrafya ile kast edilen kader, yani çevresel şartlar ise daha ekstrem(uç) şeyler için geçerli olmalıdır, mesela Gazze'de yaşamak gibi ve burada "coğrafya kaderdir"den kast edilen şey, kişinin ekonomik ve özgürlük sınırlarıdır... Yani Gazze'de yaşıyorsan özgür değilsindir ve ekonomik şartlar hep bir sınırdadır ve hayatın tehlikede gibidir.

Sonuç olarak, "coğrafya kaderdir"den kastımız kısmen olmalıdır ve hayat tamamen sadece ekonomi veya özgürlük değildir. Hayatta insanı mutlu ve iyi kılan başka şeylerde vardır coğrafyanın sunduğu ekonomik ve özgürlüklerden başka ; aklen ve bedenen sağlıklı olmak, sevdiklerinle olmak, huzur için olmak vb. bir çok vardır.

Bu neden önemlidir, çünkü eğer coğrafgya kaderdir dersek, o zaman Finlandiya veya İsveç'te neden doğramdığımızı düşünerek, bunu hayat memat meselesi yapıp sürekli isyan modundan olacağızdır. Bu ise, bizi sadece kişisel bir buhran içinde yaşatır ve hiçbir şey yapmak istemeyiz kendi hayatımız için.

Eğer iyi bir ailedeyseniz bu sizin için en güzel kaderdir. Değilseniz de dışarda kendinize başka kuracağınız kendinize ait bir yeni  ve iyi bir aile seçeneğide hep vardır. Yeter ki, isyan etmeyin ve kendinize haksızlık etmeyin ve en güzel şeyleri hak ettiğinize inanın ve daha çok üretmek ve paylaşmak için çalışın.

Kader dediğimiz şey, bir şeylerin birikerek ulaştığı sonucun adı.. Biz birike birike oluşan kötü bir sonucu yaşadığımızda ona karşı kader deriz. Aynı şekilde bu kader üst üste konarak gelişen iyi bir sonuçta olabilir. Bu da kaderdir.. Kötü sonuçları ve mevcut durumlara değil, iyi sonuçlara ve mevcut iyi şeylere de kader diyebiliriz. Demek oluyor ki, kaderimiz bizim özverili ve dürüst ve iyi çabalarımızın sonunca iyi de olabilir. Buna inancımızı korumak zorundayız eğer iyi bir insan olmak istiyorsak.

Evet siz onlardan bağımsızlığınızı elde edene kadar kaderiniz bir anlamda anne babanız ve onlardan aldığınız gen ve onlarla yaşarken elde ettiğiniz kişilik özellikleridir.  Ama bunları reddetmekte büyük oranda sizin elinizdedir. Çünkü reşit olduktan sonraki yıllardaki çabalarınız ve yapacaklarınız anne ve babanızdan aldıklarınızdan sizi farklı bir yere götürecektir. Yeter ki buna inanın ve hayatınıza dair yapacağınız şeylerin büyük ve belirleyici kısmının size ait olduğunu görün.

Posted in: kader
Kişisel Dramımızı Anlatacak Kimsemiz Kalmadı

Maalesef öyle günler yaşıyoruz ki, tamamen yanlızlık ve çaresizlik dolu... Kimse kimsenin gerçek dostu olmak istemiyor dahası dostluğa da inanmıyor. İçimize attığımız dertlerimiz dağ oldu ve biz o dağın karlı zirvesinde yapayalnız üşüyoruz. Çaresizliğimizi anlatmak yardım dilenmek istediğimiz her noktada insanların maddiyat eksenli duvarları karşımıza çıkıyor. Başta ailemiz olmak üzere en yakın arkadaş dost çevremiz bize kıskançlıkla ya da küçümsemeyle bakıyor.

Türkiye'de her 5 kişiden kaçının ruh sağlığı bozuk?

2011 Eylül Sağlık Bakanlığı raporuna göre : "Türkiye'de her 5 kişiden 1'i klinik düzeyde ruh sağlığı bozuk" Görünen o ki, şu an oran muntemelen 5 kişiden 3'ü çünkü 2011'den beri her gün artarak devam eden cinayet, tecavüz ve benzeri haberlerin artarak çoğaldığını okuyoruz. Bu oranının şu an 5/3 olma ihtimali çok yüksek.

Maalesef bilimsel yolları yani psikolojik tedaviyi kabul etmeyen bir toplum olduğumuz için, kendi kendimizi  kendimize yardım ederek iyileştimek zorundayız.  Sağlıksız ülke ortamında çevremizi ve kendimizi iyileştirerek bu sorunlu ortamda hem kendimiz hemde ülkemizin insanlarını korumalıyız.

Aksi takdirde çocuklarımızın ve kendi geleceğimizin akibeti muallak olacaktır. Lütfen sitemize girerek yazılarımızı okuyunuz ve sizlerde kendinize nasıl yardım ettiğinizi yazarak paylaşınız ve arkadaşlarınızı sitemize davet ediniz. Yapacağımız küçük şeyler, sağduyulu paylaşımlar bir insanın hayatını ve kendi hayatımızı kurtarmaya sebep olabilir.

Ülke olarak herşeyi siyasete ve politikacılara yüklemeden sağlıklı ve mutlu bir toplum olmayı birlikte başarabiliriz.

Posted in: ruh sağlığı
Dibe Vurduysanız Dibi Keşfetmeden Yukarı Çıkamazsınız

Bazılarımız zaman zaman, bazılarımız ise çoğu zaman kişisel başarı olarak hep diplerde olduğumuzu düşünüyoruz. Yaşadığımız şeylerdeki bazı yanlış ısrarlarımız bizi en kötü halimize ulaştırıyor. Ve gittiğimiz o yeri en dip olarak adlandırıyoruz. "Dibe vurmak" deyimi bu anlamda kişisel dramlarımızı kısaca ifade etmek için sıkça kullanılır.

Bi Şey Yapmalı! Kronik Tembelliği Yenmek


By gercekgelisim, 2020-09-23
Bi Şey Yapmalı! Kronik Tembelliği Yenmek

Maalesef çoğumuzun hayatımızda başarısızlığımızla ilgili şikayet ettiği şeylerin temel sebebi, aslında bir şey yapıyor gibi görünüp çok az şey yapıyor olmamızdır. 24 saat günün 8 saati iş 8 saati uyku 8 saatinin ise en az 3 saatini bir konuda uzmanlaşmak adına bir şeyler yapmaya harcayacakken, dönüp baktığımızda nerdeyse hiçbir şey yapmadığımızı görüyoruz.

Yerimizde sayıyor olmamızın ana sebebi maalesef bu. Başka bahaneler armaya gerek yok.. Özellikle yaz aylarında tamamen koyuverme moduna da giriyoruz ama, bu geleceğimiz için büyük tehlike demek. Zaten toplum olarak boşvermiş, gamsız, plansız, tembel ve umutsuz bir yapıdayız ve bu hayatımızı gerçekten inanılmak çıkmazlara götürüyoruz ve dönüp geçmişe baktığımzda bizler oralara nasıl gittiğimize inanamıyoruz.

 Sosyal medyaya ayırdığımız zamanın haddi hesabı yokken, planlı olarak bir hobi, ekstra iş veya geleceğimize katkı sağlayacak başka bir şey yapmadığımız çok ortada. Günde 1 saat bir müzik aleti veya dil öğrensek veya bir blog yazsak veya evdeki tamir edilecekleri tamir etsek veya çok istediğimiz şeylere günde 1 saat zaman ayırsak şuan ne maddi ne de manevi ne de bir iş konusuna yetenek ve yeterllilik sorunu yaşamazdık.

Peki nasıl olacak nasıl harekete geçeceğiz diye sorabilirsiniz.?
Bunun cevabı çok basit aslında, kendimizi dürtmek ve harekete geçirmek ve unuttuğumuz ve yapmak istediğimiz şeyleri aklımıza getirmek ve onlara bir yerden başlamak. Çünkü tembel,umutsuz insan planlı bri şekilde aktive edemez kendini ve bunun ilk ateşlemesi rastgele anlık olmalı.Yani oda çok dağınıkken ve hergün böyle yaşarken bir anlık duyguyla kalkıp odanı düzeltmek gibi. Bunun başka versiyonu işte.

Tabi bunları yaparken karamsarlık içinde olmamak ve çok düşünmemek gerekir. Sadece birşey yapma isteği...
 Maalesef bunu yapmakta bile zorlanıyoruz ve bunun adı kronik tembellik aslında, kronik iyileşmez demek.. Belkide bu hale geldik ama en azından hala bir şeyler yapabiliriz. Benim bu yazıyı yazmaya karar vermemde aslında bir tür bu kronik tembellikle mücedale anlamında ve bende sizlerden çok farklı değilim..

 Çözüm basit aslında, dediğim gibi bir yerden başlamak ve bunun için biraz panik moduna girmek kendinizi harekete geçirmenizi sağlayacaktır. Yani kaygılanmanız gerekir biraz kendi geleceğiniz hakkında. Çünkü gamsızlık tembelliği doğurur ve besler.

 Bunun yenmek içinde kaygı modumuzu biraz aktif etmektir. Ne yapacağınız neyi nasıl yapacağınız önemlideğil yeterki kaygılanın elinize bir şey alın başlayın.. Yazarak yapın yada bir konu seçin ve ona başlayın ve süreci takip edin...
 

Ama sistemli olmak gerektiğini ve bunu sürekli yapmanız gerektiğini ve modunuzun düştüğü anlarda kendinizi tetiklemeniz gerektiiğini bilin..

 Kısaca bu şekilde, hayatınızın en büyük problemi de son bulacak ve insanlarla değil, işinizle yani kendinizle meşgul olacaksınız.

Posted in: tembellik
"Hiçbir İşim Mi Rast Gitmez Arkadaş!" Düşüncesinin Faydasızlığı

İlk kim söyledi bilmiyoruz bu sözü ama, gerçekten ağır konuşmuş. Şu var  ki,  "Hiçbir işim mi rast gitmez arkadaş ya?" diye soran arkadaş hepimiziz aslında. Bu iç ses hepimiz de yankılanıyor ara ara. Tabii burada düşünülmesi gereken asıl şey, kendimizi bu sözü söyleyecek noktaya nasıl getirdiğimiz? Bu noktada düşünmeye başlayınca gerçekten çok aptalca hatalar yaptığının farkına varıyor ve bir çok şeyi döndürülebilecek noktalarda döndüremediğini görüyor. Asıl zor olan ise bu noktada kendinle yüzleşmek. Çünkü bu noktada kendinle yüzleşebilirsen suç bulacak kimse veya hiçbir şey kalmıyor üzerine atılacak. Bütün suç kendi üzerinizde kalıyor.

Bu yüzden bu tür serzenişleri ve isyanları yaşamaktansa hayatınıza daha çok çalışarak devam etmeyi seçmelisiniz. Aksi takdirde bu sözü söyleyecek noktaya geldiğinizde herşeyi bırakıp hayattan vazgeçme isteğinizde ağır basar. Çünkü bu nokta hayat motivasyonunuzun bittiği yerdir yani çukurun dibi, Bu yüzden yapacak tek şey var fazla düşünmeden agresif bir şekilde yeni ve farklı şeyler deneyerek zamanınızı çok fazla çalışarak doldurmak.. Bırakın ne olacağını zaman göstersin. Bırakın serzeniş yapmayı veya isyan etmeyi çalışın daha çok çalışın bir işi bitir başka bir meşguliyetler bulun kendinize. Hayatta çoğu iyi şey siz beklemediğinizde ve zorlamadığınız ortaya çıkar.

Posted in: isyankarlık
Salgında Evde Zaman Geçirirken Dikkat Etmeniz Gerekenler

* Kendinize uğraşacak birden fazla alan belirleyin

* Gün içinde ritminizi bulacağınız zamana kadar stres yapmadan çalışmaya çalışın

* Yeme içme ve hijyen gibi konularda belirli rutinler edinin (hergün banyo yapmak gibi odanızı temizlemek gibi)

* Bu izole günleri verimli geçireceğim diye düşünmeye çalışın

* Kendinizle kavga etmeyin

* Kendinizi yargılamayın ve da

 / 2